Posted by : Cihangir Gumustas 26 Mart 2013 Salı

Bir önceki postta sarışın lager tipi biralar ve onların çeşitleriyle (pilsner ve helles) ilgili bilgi vermeye çalışmıştık. Bu sefer rotayı Orta Avrupa'dan İngiltere'ye çevirip Ale ve Stout tipi biraları tanıtmaya çalışacağız.

Ale bilinen en eski bira türüdür. Daha önceki yazımızda üzerinde durduğumuz dünyanın en popüler bira tipi olan Lager ile arasındaki en büyük ise fark fermantasyon süreciyle ilgili. Lager biralar alttan fermente, yani mayanın alkol oluşturma işini kazanın altında yaptığı, Ale biralar ise üstten fermente biralar, yani mayanın fermantasyon tankının tepesinde çalıştığı biralar. Ek olarak, lager biralar daha soğuk diyebileceğimiz (10 derece) ısılarda fermente edilirken, Ale biralar ise 20-24 derecelik daha ılıman bir ısıda fermente edilir. Ayrıca, Ale biralar mayanın daha uysal işini gördüğü bira tipleridir. Lagerlerde maya daha agresif bir fermantasyon süreci izler ve ardında daha az lezzet bırakır. Ale biralarda birçok meyvemsi tat (Çilek, muz, elma hatta ananas gibi) almak mümkündür bu yüzden. Kısaca, daha kompleks bir yapıları olduğu söylenebilir.





Ale biraların daha lezzetli olması için genelde fıçıdan içilmesi tavsiye ediliyor. Böylece, Ale biraların en büyük olayı olan size bardaktaki son yuduma kadar eşlik eden kremamsı köpüğün de tadına varmak mümkün. Birçok ale birayı (her dakika puba gidip fıçıdan içemeyeceğimiz için) kutuda da satıyorlar. Kutuların içinde de gri renkli bir kapsül var. Kutuyu açınca bu kapsül harekete geçiyor ve bu kremamsı köpüğün oluşmasını sağlıyor. Zamanında kutuda bir Guinness içmiştim (aşağıda Guinness'e bolca yer ayırdık) ve biranın tamamı bardağa döküldükten sonra tak diye bir ses gelmişti. La noliy derken bir de baktık içinde top gibi bir şey. Nedir bu ne değildir derken biz de öğrenmiş olduk.

Ale biralar oldukça geniş bir yelpaze. Pale Ale (solgun malttan yapılan ale) India Pale Ale (Hindistan'daki İngilizler için yapılan bol şerbetçiotlu bir ale) Old Ale (dark görünümlü bir ale) gibi birçok çeşit bulmak mümkün. Türkiye'de bulmak için üç seçenek var Brooklyn Brewery, Fuller's ve Türkiye'nin önde gelen craft biracısı Taps'in Red Ale'i.

Brooklyn Brown Ale ve çok kısa zaman önce getirilmeye başlanılan Brooklyn East India Pale Ale Türkiye'de ale zevkini yaşamak için içebileceğimiz kaliteli biralardan. Ayrıca Craft Beer İstanbul tarafından ülkemize getirilen Fuller's London Pride, ESB ve Porter da tercih edilebilecek ve pişman olunmayacak ale biralar. Türkiye'de brewery işini en eskiden beri yapan Taps'in marketlerde de bulunabilen Red Ale birası bence çok başarılı. Ajandamızın ilk sıralarında bu biraların tadımı var ve daha detaylı bilgileri sizinle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz.

Bu biraları nerelerde ve kaç liraya bulabileceğinizi (North Shield ve diğer bazı publar dışında) ilerleyen günlerde İstanbul Tekel Rehberi çalışmamızda sizlerle paylaşacağız. Ale krizine girenler olursa mesaj atabilirler, onlara fısıldarız.





Stout kelimesi eski İngilzice'de brave (cesaret) ya da proud (gurur) anlamına geliyormuş. 14 yüzyıldan sonra ise bu stout kelimesi "strong" ile anılır olmaya başlanıyor. Stout beer kavramının kullanımı da ilk olarak 1677 tarihinde dökümente edilmiş. Stout beer diyerek strong beer yani güçlü - sert bira demek istemişler herhalde. Bu kullanım stout porter (buradaki porter da Londra hamallarına itafen kullanılmış. Sanırım bira hamallıktır yea geyiği buralarda icat edildi) olarak da devam ediyor, kısacası strong olan her birayı tanımlamak için stout diyor İngilizler. Ancak, daha sonra bu kullanım sadece dark biralar için geçerli olmaya başlıyor. Daha bomba bir olay ise, 19 yüzyılın sonlarına doğru stout biralar (yani artık koyu biralar) sağlıklı ve güçlendirici içkiler olarak nam salıyorlar ve atletler, süt veren anneler ve bizzat doktor tavsiyesiyle iyileşme sürecindeki hastalar tarafından bolca tüketiliyor. Ulan o dönem hastalık bile başka güzelmiş!



Bizim de koyu bira deyince aklımıza ilk gelen, Stout tipi biraların en meşhuru ise başlı başına bir fenomen olan Guinness. Allah'tan Guinness'i Türkiye'de bulabilmek mümkün. Perakende satışı yok ama Türk Tuborg'a haftada bir mail atarak taciz etmeye devam ediyoruz. Bu konuda bir aksiyon alacaklarını söylüyorlar ama umarım en kısa zamanda perakende olarak da bulabiliriz. 1759 yılında Arthur Reyiz Dublin'de bir bira fabrikası kiralıyor. Arthur Reyiz yaman bir ticaret adamı olduğundan ne olur ne olmaz diyerek binayı da 9000 (dokuz bin evet) yıllığına kiralıyor. Arthur Guinness çimlendirdiği arpayı kömür ateşinde kurutuyor ve yanık arpalar siyah biralara dönüşüyordu. Sanayi devrimi sonrasında bu mangalda arpa kurutma işlemi yerini makinelere bıraktı. Böylece kavrulmamış arpalardan sarı biralar üretildi bkz: Lager. Ama yanık bira tutkunları bu tattan kolayca vazgeçemediler ve Guinness pazardaki bu boşluğu çok güzel doldurdu ve günümüze kadar geldi. Böyle giderse de Arthur abi 9000 yıllık kontratı da dolduracak gibi.



Benim şahsen en beğendiğim, hatta tutkunu olduğum buğday biraları bir sonraki posta. 

Canı Guinness çeken İstanbullular Anadolu Yakasında Karga, Belfast ya da Zeplin'de, Avrupa Yakasında ise    James Joyce the Irish Pub, U2 Irish Pub ya da Thales Rock Beyoğlu'nda soluğu alabilirler. 

Not: Bu yazıda kaynakça olarak Wikipedia ve Teoman Hünal'ın bazı köşe yazılarından da yararlanılmıştır. 


{ 16 yorum... read them below or Comment }

  1. böyle bi blog görmek ne güzel arkadaşlar daha çok yazın! ben de tam bi craft bira sevdalısıyım. en son favorim de brooklyn'ler.
    randy mosher'in tasting beer diye bi kitabı var. biraya dair her şeyi yazmış adam. okumanızı tavsiye ederim. dünyadaki bütün bira çeşitlerini tanıtıyor. rengidir, berraklığıdır, tadıdır, bunlar hakkında detaylı bilgiler de veriyor.
    bu da benim eşimin bira notları:
    http://dogagursoy.info/tmp/
    kendisi teknik bir insan olduğu için ders notu tutar gibi, bira notu tutar :)
    sevgiler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar, olumlu yorumlarınız için çok teşekkür ederiz. Daha 10 gün oldu bu blogu hayata geçireli ve bu aldığımız ilk yorum. Bir esnaf gibi print alıp duvara asasım geldi vallahi :) En kısa zamanda tadımlara ve en çok istediğimiz pub&tekel rehberine de giriş yapacağız.

      Eşinizin notlarını zevkle okudum. Türkiye'de birayı gerçekten seven, ona hak ettiği değeri veren insanların olduğunu görmek çok sevindirici. Umarız Türkiye'deki algıyı hep birlikte olumlu yönde değiştirebiliriz.

      Sil
    2. evinde bira yapmak isteyen arkadaşlar 1. sınıf iri arpa buğday lardan topanıp tek tek pirinç ayıklar gibi ayıklanıp suyu berraklaşıncaya kadar tekrar tekrar yıkandıktan sonra önceden dezenfekte olmuş tabanı paslnmaz çelik elekli depolarda kesinlikle içine girmeden serilip çimlendirilip çimlerin arpanın kendi boyu kadar olduktan sonra kurutulup hazırlanmaktadır isteğe göre kuru yemiş kavurma makinalarında en ağır devirde ağır ağır kavrulup yada meşe odunuyla islendirip malta karakteristik özellikte kazandırılmaktadır şerbetçi otunu kendi tarlamda almanyadan ingiltereden getittiğim tohumlardan yetiştirdim biraz zor oldu fakat kesinlikle suni gübre kullanmadım organikgüvercin gübresi.yarasa gübresi kullanılarak yetiştirilmektedir kesinlikle sağlıklı kesinlikle organiktir 1.sınıf a kalitede ürünler vermektedir ve kozaları tek tek toplayıp güneşte kurutulmaktadır kesinlikle kükürtle kurutma yapılmamaktadır kesinlikle ürünlerimiz butiktir ulaşmak isteyen arkadaşlar numaram 0542695 5735( kendim meşe fıçılara mayalama yapmaktayım tadım içinde siz değerli bu işe gönül vermiş dostlarımı bekliyorum

      Sil
  2. birasever arkadaslarim ile bu bolgu paylasmak icin sabirsizlaniyorum.tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben teşekkür ederim, yorumunuz için. Haziran ayında büyük bir sınavım var, onu (iyi kötü fark etmez) bir atlatayım, içeriği çok daha zenginleştireceğim. Biralar dolapta tadılmayı bekliyor, ben ise dolabı her açışımda onları görmezden gelip yoğurda odaklan sınava kadar diyorum kendime.

      takipte kalın :)

      Sil
  3. Merhaba,
    Blogunuzu yeni keşfettim. Yazılar ve görseller çok güzel.
    Bundan sonra da keyifle okumaya devam edeceğim.

    Ben de benzer şekilde bira tadımlarını ve yapımlarımızı yazıyorum. Bira sevdalısı insanları gördükçe de yazasım geliyor ve keyfim artıyor.

    Bunun gibi 3-4 site var Türkçe, bence gelenekselleşen bira tadım günlerine ve aktivitelerine giden bir yola da girilebilir :) devamı gelmesi dileğiyle..

    Vakit bulursanız;
    http://biraatolyesi.blogspot.com/

    Bu da diğer blogumdan örnek bir gezi/tadım yazısı..
    http://serjaymz.blogspot.com/2012/12/deliriyorum-delirium-cafe-birahanesi.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar,

      Yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Sitelerinize baktım, öncelikle bir Beşiktaş'lı olarak daha da keyifle okudum :) Bira yapımı uğraşınız ise kesinlikle takdire şayan. Hele ki içki kültürünü öldürmeye yönelik bunca şey olurken.

      Gelenekselleşecek bira tadım günleri de bence çok güzel bir fikir. Neden olmasın? Sosyal medyanın imkanlarını kullanarak bu işe gönül vermiş insanları organize etmek çok kolay olacaktır.

      Haberleşmek dileğiyle,

      Sil
    2. Tekrar Selam,
      Sizin yorum ve görüşleriniz için de teşekkürler. Son düzenlemelerden sonra tüm bira siteleri kapandı, bizim gibi satış yapmayan sadece tadım ve yorum yapan siteler bu yasadan nasıl etkileniyor bilemiyorum açıkçası. Reklam ve tanıtım genel olarak yasak çünkü. Neyse..

      Bira'ya gönül vermiş insanların bir araya gelmesi harika olur, herkeste TR'de olmayan 3-5 bira vardır, değişik tadım alternatifleri de doğar.

      Sizin de değiniz gibi; Haberleşmek üzere,

      Sil
  4. sn başbakan
    harika bir üslup çok değerli bilgiler ile birleşiyor ve ortaya insanının blogger olası gelen bir tat çıkıyor. birayı seviyoruz , özellikle buğdaylı olanları daha çok seviyoruz lakin sanırım seni de çok seviyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar,

      Birayı ve özellikle de buğdaylı olanını sevmek bu hayattan alınacak en güzel tatlardan birisi bence de! Bir Weissbier hastası olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Güzel bir anda weissbier içerken aldığım keyfi başka çok az şeyde alabiliyorum. Hatta kötü bir anımı bile güzelleştirebilir bir weissbier, o derece. O yüzden, şanslıyız be dostum :D

      Güzel yorumlarınız için de ayrıca teşekkür ederim. Koltuklarım kabarmadı desem yalan olur.

      Not: blogu ilk açtığımda google kimliğim başbakan nuri alço'ydu. Hatta çok severek kullandım bu ismi ama baktım ki blog beklediğimden fazla ilgi gördü filan, daha kurumsal olmak adına kendi adıma döndüm. Ama hep kalbimdesin başbakan nuri alço...

      Şerefe!

      Sil
  5. şöyle bir gözattım..fazla okuyamadım acelemden.. hoş bir blog olmuş..gayet keyifli..benim bir önerim olcak.. dünyada önde gelen ne kadar bira markası varsa tek tek alkol oranları marka ve şişe kutu artık ne ise tüketiciye sunumu,fiyat olabilir,fotoğraflarıyla derinlemesine geniş bir inceleme sayfası ilave edebilirseniz müthiş olur.bizde hergün girer tek tek inceleriz :) zamanla başka bir ilavede o sayısız bira markasının tarihçesini filanda ekleyebilirsiniz..bizde fırsat buldukça faydalanırız sayenizde..teşekkürler

    YanıtlaSil
  6. Hakan Bey Selam,

    Aslında benim de yapmaya çalıştığım sizin önerdiğiniz şey. (Tabi doğru anladıysam :D )

    Blogun diğer sayfalarında Türkiye'de bulunabilen/bulunamayan biralara yönelik incelemelerim var. Sunuş, fiyat, nereden alınabilir, hatta tarihçesi de dahil olmak üzere. Hatta 4-5 tanesinin linkini de koydum alta.

    http://birasevdasi.blogspot.com/2013/09/schneider-weissetap-6-unser-aventinus.html

    http://birasevdasi.blogspot.com/2013/08/pilsner-urquell-birann-tarihini.html

    http://birasevdasi.blogspot.com/2013/08/aecht-schlenkerla-rauchbier-marzen-tad.html

    http://birasevdasi.blogspot.com/2013/08/3-renk-krmz-chimay-red-bira-sanatkar.html

    http://birasevdasi.blogspot.com/2013/07/hoegaarden-kesislerden-sutcuye-uzanan.html

    Görüşmek üzere,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler cevabınıza ki o zaman doğru anlaşılmışım demektir..yavaş yavaş dahada olgunlaşıcak demektir öyleyse.kesinlikle önerim hepimizinde aslında aklında yatan sanırım..
      herkezin bir damak tadı vardır bizim beğenimizde genellikle bira tabiki..haa başka bir şey içmiyormuyz kesinlikle arada bir diğer içecek türlerindende ortamlarda tüketiyorz..ama kabul edilebilirki bira ve bir iki içki türü hariç tamamı a sosyal durumdalar..yalnız başınaykende keyfini süreceğimiz en makul içkimiz bira..hiç terketmiyor :) o zaman tarzımızı bizde sizlerinde sayesinde böyle bloglardada daha kaliteli hale dönüştürüces..

      Sil
  7. Benim gibi amatör blog ve bira sevdalısı için bulunmaz bir yer burası.Türkiye'de oluşan bira kültürü gerçekten hoşuma gitti.Son yıllarda çok fazla blod'da bira yazıları görüyorum ve gerçekten çok hoşuma gibiyor.Ben Bayern'de yaşadığım için ve Bira sektöründe iş yaptığım için biralara ulaşma konusunda çok sorunum yok.Umarım bu tür siteler giderek artar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evren Bey Selam,

      Yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Beğenmenize çok sevindim. Elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyorum. TR'deki raflar çeşitlenmeye başladıkça insanların biraya olan ilgisi de artıyor. Böylelikle de benimki gibi sitelerin de artmasını umuyorum. Burada arkadaşlar arasında yaptığımız tadım günlerinin sonunda genelde aldığım tepki "Şimdiye kadar biz ne içmişiz" şeklinde oluyor. Çünkü insanlar hep Efes-Tuborg benzeri şeyler içmiş bugüne kadar. Schneider, Schlenkerla, Kwak ya da Chimay'i tadınca biraya olan bakışları tamamen değişiyor. Yavaş yavaş "bira hamallıktır yea" algısını kıracağız, haydi bakalım!

      Bayern'de ikamet etmek ve Bira sektöründe çalışıyor olmak benim için herhalde muhteşem olurdu diye düşünüyorum :D Keyfini çıkartın!

      Sil
  8. bu nasıl güzel bir blogdur böyle.sabahtan beri okuyorum.harika bilgiler içeriyor, daha sık yazmanız dileğiyle.

    YanıtlaSil

Instagram

Blogger tarafından desteklenmektedir.

- Copyright © Bira Kültürü & Bira Tadımı -Metrominimalist- Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan -