Posted by : Cihangir Gumustas 16 Temmuz 2013 Salı

Bir önceki postta yine Schneider Braueri tarafından üretilen Tap 5 Meine Hopfen Weisse'yi incelemiştim. Buğday biraları ve Schneider Braueri ile ilgili kısa bilgileri o posttan takip edebilirsiniz. Bu postta ise önce Schneider Braueri'ye dair ufak tarihi bilgiler verdikten sonra Schneider Weisse Tap 7 Unser Original (Our Original) isimli buğday birasını inceleyeceğim.





Biraz Tarih


Buğday biralarının tarihiyle Schneider Braueri'nin tarihi aslında el ele gidiyor demiştim önceki postta. 1872 yılına kadar buğday biralarının üretimi devlet tekelindeydi ve 1872 yılında Georg Schneider Kral Ludwig-II'den buğday birası üretme iznini kopartarak 131 yıl sonra bugün benim Kadıköy'de bu birayı içmemi sağlıyor. Hatta 1872 yılındaki tarifine sadık kalarak Tap 7'yi günümüze kadar ulaştırıyor.

Georg abi 1872 yılında izni koparmasıyla birlikte Münih'te bulunan "Weissen Brauhauser" isimli binayı da satın alıyor. Bu binanın hem buğday biraları için hem de Schneider için büyük bir önemi ve anlamı var. Weissen Brauhauser binasının tarihi 1540 yılına hatta belki daha da geriye kadar gidiyor. Kayıtlarda 1540 yılına ait izlere rastlamak mümkün ama bu tarihten önce de bu binanın bulunduğu yerde bir biraevinin olduğu yönünde güçlü tahminler mevcut. Daha net olan bilgiler ise bu biraevinin 16. yüzyıl ortalarından 18.yüzyılın ikinci yarısına kadar kadar Mader ailesi tarafından işletildiği. Hatta, Jeffrey S. Gaab'ın Munich: Hofbrauhaus & History: Beer, Culture, and Politics isimli kitabında şöyle bir hikaye anlatılıyor:

Korbinian Stieglmayer adında bir asker Maderbrau'da 4 litre bira içtikten sonra önüne gelen 26 kreutzerlik hesabı çok fazla bulduğunu söylüyor ve biraevinin patronuyla arasında tartışma çıkıyor. Etraftakiler de olaya müdahil oluyor derken iş büyüyor. Kırılmadık cam çerçeve kalmadıktan sonra Stieglmayer ve ekibi Münih sokaklarına dalarak "Her yer Maderbrau, Her yer direniş" temalı sloganlar atarak başka birahanelere de dalıyorlar ve şehirde resmen kargaşa çıkıyor. Stieglmayer'in fitilini ateşlediği isyanlarda insanlar bira fiyatları ucuzlayana kadar direniyorlar. Ve bu sonuca da ulaşıyorlar. Bir Paris gazetesinde olay şöyle yer buluyor:

"Bavyeralılar gururlu ve barışçıl insanlardır. Ama biralarını alırsanız, vahşi isyancılara dönüşürler."


Bakın daha o zamandan belliymiş insanların alkolüne karışmanın sakat bir iş olduğu. Ama gel gör ki hala aynı kafa yapısı tam gaz devam...




Bu tarihi Maderbrau binası 1850'lerden sonra defalarca el değiştiriyor ve 1870'e geldiğinde kaderine terk edilmiş bir şekilde sonunu bekliyor. Georg Schneider ise 1855-1873 yılları arasında Royal Weisse Hofbrauhaus'un kiracısı ve genel kanının aksine buğday biralarının bir geleceği olduğuna inanıyor. Arthur Guinness de Dublin'deki Guinness fabrikasını 1759 tarihinde 9000 yıllığına kiralamıştı. Bu bira üreticilerinde enteresan bir ileri görüşlülük mevcut lan. 1872 yılında Georg Schneider Ludwig-II'den Weissbierprivileg'i (buğday birası üretme izni) koparınca 17 Eylül 1872 tarihinde Royal Weisse Hofbrauhaus'ta son kez bira üretiyor  ve terk edilmiş Maderbraueri'yi ya da diğer adıyla Weissen Brauhauser'i satın alıyor. Takvimler 20 Eylül 1872'yi gösterdiğinde ise ilk Schneider birasını oğlu II. Georg Schneider ile burada üretiyor. Hem de bugün inceleyeceğimiz Tap 7 Unser Originali üretiyor. Tap 7 de günümüze ilk günkü formülüne sadık kalarak ulaşıyor. Maderbraueri de tarihin karanlık sayfalarına gömülürken yerini Weisse Brauhaus G. Schneider & Sohn (Biracı Georg Efendi ve Mahdumları'na tekabül ediye). Bu arada, Mader Brauhaus tarihe karışsa da eskiden bulunduğu sokağa adını vererek bir şekilde hala hayatta ve zihinlerde kalmayı başarıyor.



Bu güzel hikaye İkinci Dünya Savaşı sırasında maalesef acı olaylarla baltalanıyor. Savaşta tüm şehir bombalandığında Weisse Brauhaus da bundan nasibini alıyor. Üretimi zaten 1928 yılında 4. Georg Schneider tarafından Kelheim'e taşınmış. Ama Weisse Brauhaus daha sonrasında "aslına sadık kalınarak ihya ediliyor." Tanıdık geldi değil mi? Ürperdin bir an itiraf et! Hatta sadece biraevi olarak da kalmıyor bu tesis, AVM ve toplantı salo... Tabi ki hayır. Adam Alman Beyler! Şark kafasıyla görmüyor dünyayı tabi ki. 1988'de büyük ölçüde renove ediliyor. 1994 yılında çatısı da dahil olmak üzere tamamen eski haline sadık olarak inşası bitmiş oluyor ve eski ihtişamıyla Münih'te yükseliyor.

Sizler "okumadım kardeş durumumuz yoktu" deyip atlıyor musunuz bu kısımları bilmem ama ben araştırırken de yazarken de inanılmaz keyif alıyorum. Bira tarihi gerçekten çok renkli ve insanlığın da tarihine farklı bir açıdan ışık tutuyor. Umarım "özet geç piç" diyenler azınlıktadır : )

Tadım


Gelelim Schneider Weisse Tap 7 Unser Original'a. Tap 7 safkan bir buğday birası. Alkol oranı %5.4 ve içerisinde hala canlı maya bulunmakta. Yani fermentasyon hala şişe içerisinde devam ediyor. Malt oranları ise %60 buğday maltı ve %40 arpa maltı şeklinde. Ayrıca, Schneider Weisse de Hallertau ve Magnum şerbetçiotları kullanılmış. İçeriğindeki malt oranı (ya da gravity oranı) %12.8. Son olarak, acılık değeri (International Bitterness Unit) 12 IBU. Yani pek acı bir bira değil.

Kuğu gibi zarif bir şişeye sahip olan Schneider'i Gusta'nın buğday birası bardağında içmek güzel olur diye düşünüyorum. Daha başka bardaklarım da var ama, bu bardağı çok sevmekle birlikte Tap 7'nin hakkını verir diye düşündüm.





Biranın bir kısmını (3/4 ile 4/5 arası) bardağa koyduktan sonra kalanını şişe içerisinde hafifçe çalkalayarak mayanın da biraya karışmasını sağladım. Bu Schneider Weisse brewmasterları tarafından da önerilen içiş şekli. Mayayı bu şekilde biraya katmak alınan tadı ve aromaların zenginliğini artırıcı bir uygulama. Biramızın rengi aslında alışıldık buğday biralarının renginden farklı. Erdinger ya da Franziskaner mesela daha açık renkteyken, Schnedier Weisse Tap 7 daha koyu bir renge sahip. Nasıl desek? Kehribar rengi (amber) bence Tap 7'yi tarif etmek için gayet uygun bir benzetme olur. Biramız buğulu bir görüntüye sahip. Buğday biraları genelde filtre edilmedikleri için (Kristallweizen hariç) buğulu bir görüntüye sahip oluyorlar. Ayrıca, filtre edilmemiş biralar protein açısından da daha zenginler çünkü birçok şey biranın içinde kalıyor, en başta da maya. Buğday biralarına has kıvamlı köpük de bardağın tepesinde yerini almış durumda. İçiş için her şey hazır.




Koku klasik buğday biralarıyla aynı diyebilirim. Muz kokusu burnunuza ilk gelecek aroma kesinlikle. Bir de limonu andıran bir aroma var bence. Ancak şunu da eklemek gerekir ki Tap 7'nin bende uyandırdığı bu izlenim diğer buğday biralarına göre çok da ayırt edici değil. Erdinger ya da Paulaner de aşağı yukarı bu aromalara sahip. Örneğin, bir önceki postta incelediğim Tap 5 Meine Hopfen Weisse aroma anlamında çok başka bir boyuttaydı. Kayısı ve nektardan tutun da tropik meyvelere kadar çok kompleks bir yapısı vardı. Ancak şunu da belirtmek gerekir, bu yorumu olumsuz gibi düşünmemek lazım, Tap 7 olması gerektiği gibi bir bira. Buğday birasının hakkını veriyor kesinlikle.



Tat olarak ise Tap 7 bence çok ama çok başarılı. Gazlılığı bence gayet yüksek ve bu da onun ferahlatıcı (refreshing) etkisini göstermesini sağlıyor. Bu "refreshing" olayı buğday biraları için tam bir klişe aslında. Hangi kitabı açarsanız, hangi videoyu izlerseniz izleyin, Weissbier = Refreshing şeklinde bir eşleşme görmek mümkün. Bavyeralılar da buğday birasını "daha ferahlatıcı" buldukları için diğer biralara tercih ettiklerini söylüyorlar hep. Sıcak bir Temmuz akşamı Tap 7 bende bu ferahlatıcı etkisini fazlasıyla gösterdi. Kokuda olduğu gibi tadında da muz ve limon aromasını hissetmek mümkün. Baharat aroması var mı? Varsa da bana gelmedi açıkçası. Westmalle ve Tap 5'ten sonra Tap 7'de baharat aroması varla yok gibi sanki. Ben baharata dair bir şeyler alamadım hacı, ne yalan söyleyeyim. Yalnız şunu eklemekte de fayda var, şerbetçiotu tadı da muz ve limon aromasının gerisinde kalıyor. After-taste olarak ağızda şerbetçiotundan kalan bir acılıktan bahsetmek mümkün değil. Muz ve limon dilinizde ve damağınızda uzunca bir süre etkisini hissettiriyor. Genel anlamda, Tap 7'nin tadını ben çok lezzetli ve başarılı buluyorum. Tap 5 ve Tap 6 Aventinus (kendisi bir sonraki postun baş misafiri olacak) gibi yüksek alkollü olmaması Tap 7'yi daha fazla tüketme imkanı da sağlıyor. Böylece yaşadığınız ferahlama ve biradan aldığınız keyifi daha uzun süreye yayabiliyorsunuz. Bitmesini istemeyeceğiniz bir bira. Şahsen ben hiç istemiyorum bitmesini. Son olarak, buğday biralarının meşhur köpüğü de gayet kıvamlı bir şekilde bardağı sonuna kadar bana eşlik ederek Tap 7'nin gerçek bir buğday birası olduğunu bir kez daha gösteriyor.



Türkiye bira kültürü açısından maalesef hala emekleme aşamasında. Tabi belirtmekte fayda var, girişimcilerin çabaları sayesinde her geçen gün raflar daha da çeşitleniyor. Ben dilimi ısırayım da Leffe'yi ya da Duvel'i arar hale gelmeyelim. Ama sınırlı çeşitten dolayı buğday birasını Gusta ile tanıyıp sevmeyen arkadaşları Schneider Weisse Tap 7 ile buğday biralarına bir şans vermeye davet ediyorum. Bize Türk üreticisi tarafından şimdiye kadar sadece iki çeşit buğday birası sunuldu. Gusta ve Gusta Dark. Gusta Dark bir yıldır üretilmiyor ve maalesef, üzülerek söylüyorum ki Gusta da artık üretilmeyecek. Alman abilerinin fersah fersah gerisinde olan bir buğday birası olmasına rağmen çeşitlilik açısından raflarda olması iyi bir şeydi. Ama yetersiz ilgi sebebiyle kendisini bir daha göremeyeceğiz. Artık buğday birası içmek istediğinizde Schneider Weisse ya da Hoegaarden var karşınızda. Ve siz beni dinleyin, azıcık paraya kıyın, Tap 7 alın. Pişman olmayacaksınız.

BeerAdvocate: 89 / 100 (very good)

RateBeer: 95  / 100 (overall) 99 / 100 (style)

Benim Notum: 9 / 10

Schneider Weisse Tap 7 Türkiye'de bulunabilen bir bira. Bu birayı ve diğer Schneider Weisse çeşitlerini Türkiye'ye The North Shield Pub'ın sahibi ve Türkiye'nin (bence) bir numaralı bira gurusu olan Teoman Hünal getirtiyor. Schneider biraları tüm The North Shield Pub'larda bulmak mümkünken, bazı içki dükkanlarında da Schneider biralara ulaşabilirsiniz. Tap 7'nin fiyatı 13TL civarı, aklınızda olsun, kazıklamasınlar sizi. Kadıköy taraflarında Rind ve Milka Şarküteri, Avrupa Yakası'nda da Nişantaşı'nda Fette Tekel (Maçka - Akaretler Yokuşu), Milano Gourmet, Marine Gourmet, Cihangir'de de La Cave benim aklıma gelen yerler.

Keyifle içmeniz dileğiyle...



{ 7 yorum... read them below or Comment }

  1. Selamlar,
    Öncelikle bira tarihine ve kültürene dair detaylar kesinlikle harika.. Bu şekilde olmasını her zaman tercih ederim. Özet geçmeye gerek yok.. Türkçe içerikte bu şekilde kaç site varki okuyabileceğimiz?

    "Her yer Maderbrau, Her yer direniş"!

    Yine harika bir yazı ve harika detaylar, bir sonraki post'un da buğday birası olmacak olması güzel bir özet olacak Türkiye'deki buğday birası alternatfileri için. Bu işin piri Almanlar'dan Belçika'lılara bir geçiş'le de sonlanabilir belki(Hoogarden) bu seri.. :)

    YanıtlaSil
  2. Seref Bey Selamlar,

    Teşekkür ederim olumlu yorumlarınız için. Gelecek postlarda da tarih bilgisine devam :)

    Sizin de daha önce belirttiğiniz gibi Gusta'nın da üretimden kaldırılıyor olmasıyla birlikte Türkiye'de bulabileceğimiz buğday biraları Schneider üçlüsü ve Hoegaarden olacak. Schneider'in ithalatı da bir türlü istikrar kazanmadı maalesef. Mesela bugünlerde hiçbir yerde yok. Gümrükte bekliyor, yakında gelecek diyor herkes. Yani demek istediğim, canınız buğday birası çektiğinde Türkiye'de içecek bir şey bulamama ihtimalimiz var ve bira severleri çok üzen bir şey bu bence.

    Tap 6 sonrası Hoegaarden'a geçerek Türkiye'deki buğday biraları dosyasını kapamak gayet güzel bir fikir. Tavsiyeniz için teşekkür ederim ve buna uyacağım :) Ama düşününce 4 birayala Türkiye'deki tüm buğday biralarını tatmış olmak trajikomik :) Bira Atölyesi'ni göreve çağırıyorum.

    YanıtlaSil
  3. Selamlar,
    Buğday biraları konusunda tespitiniz çok doğru. Bir dönem kaliteli buğday birası içen kişi bu türün müpteleası olur ve kolay kolay da bırakamaz.Kısa süreli Almanya gezilerimde içtiğim bulutsu, kompleks, ağzımdaki meyve tatları bırakan yumuşak biraları hala unutamıyorum.

    Bira Atöylesi olarak 2. biramız bir buğday birasıydı.Bir kit üretimi olduğu için çok kompleks ve kaliteli olmasa da keyif almıştık. Yeni dönemde bir deneme daha yapıabilir açıkçası..

    Detaylı yazılarınızın sürmesi ve görüşmek dileğiyle..

    YanıtlaSil
  4. Yazınızı daha yeni okuyabildim,gerçekten çok iyi bir yorum.Daha önce İstanbul'da İstinye Park'ın içindeki bir içki mağazasından Tap 5 almıştım 18 tl.ye.Fakat yoğun alkolünden dolayı(alttaki yazınızda olduğu gibi)ikinci şişede leyla olmuştum ve çokta beğenmemiştim acılığından dolayı.Tap 7 bulamamıştım maalesef.
    İzmir'de yaşadığım için bu biraları bulmak imkansıza yakın.Yalnızca Alsancak'ta bir barda bulunuyor.O barda bu biraları 28 tl gibi inanılmaz fahiş bir fiyattan satıyor.Umarım satanlar çoğalır,biz de bol bol içme şansına kavuşuruz.

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar,

      28TL!!!! Çok kazıkçıymış orası da be! İstanbul'da barlarda 20-22TL arası. Aslında bu ithalatçılar neden İzmir'e getirmiyor bu biralardan anlamadım? Satış potansiyeli olan bir yer bence. İstanbul'a her gelişinizde stoklayıp dönün derim :D Benim de temennim fiyataların düşmesi yönünde. Dünyanın en pahalı birasını içiyoruz resmen!

      Görüşmek üzere.

      Sil
  5. bardağı gördüm, bir daha yazmak istedim. bir gusta mız bile yok..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalsef artık Gustamız yok ama iyi yanından bakarsak, Weihenstephaner, Erdinger, Paulaner'imiz var :D

      Sil

Instagram

Blogger tarafından desteklenmektedir.

- Copyright © Bira Kültürü & Bira Tadımı -Metrominimalist- Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan -