Posted by : Bira Sevdası 17 Nisan 2015 Cuma

Ünlü İngiliz ressam Joseph Farington 20 Ağustos 1796 tarihinde günlüğüne şöyle bir not düşüyor “I drank some porter Mr. Lindoe had from Thrale’s brewhouse. He said it was specially brewed for the Empress of Russia.” Farington'ı etkileyen ve günlüğüne bu olayı yazmasına sebep olan bu gizemli siyah bira İngilizlerin Rus Kraliyet Ailesi ve eşrafı için özel olarak ürettiği Russian Imperial Stout'tan başkası değil.

18 yüzyıl içerisinde İngiltere'de oldukça popüler bir bira türü olan stout tipi siyah biralar Baltık ülkelerine ithal ediliyor ve içerdiği yüksek alkol oranından dolayı "extra stout" olarak adlandırılıyor. Bu yüksek alkollü "extra stoutlar" Farington'un da tarihe not düştüğü üzere Rus Çariçesi Katerina'nın (Catherine the Great) en sevdiği içkilerden biri olması sebebiyle "Russian Imperial Stout" olarak anılmaya başlıyor. 2015'in geç kalan ilk tadımının konuğu bizi önce tarihin tozlu sayfalarında gezdirecek ve sonrasında  ise damağımızda bir bayram havası estirecek olan harika bir Kraliyet Birası olacak. Karşınızda Brooklyn Black Chocolate Stout.


Russian Imperial Stout: Kraliyet Birası

Dünyada kralların birası denecek bir bira varsa benim aklıma zamanında üretimi Bavyera Dükünün tekelinde olan buğday birası (weissbier) ve Rus Kraliyet Ailesi için İngilizler tarafından özel üretilen Russian Imperial Stout gelir. Çar I. Petro 1698 yılında İngiltere'ye Deptford Üniversitesi Gemi İnşa Mühendisliği Bölümüne (tam ismi o zaman bu değil ama günümüzdeki dengi diyelim) okumaya gelir. Okulunu bitirip de Rusya'nın ilk donanmasını kurmak için ülkesine dönmeden önce  yanında tam £300 tutarında stout bira götürür.  O zamanın parasıyla bir servete eşdeğer. £300'luk stoğunu gömdükten sonra da bayıldığı stout biraların Rusya'ya gönderilmesini ister. Ancak Barclay Brewery'nin ürettiği stoutlar Rusya'ya olan uzun ve meşakkatli yolculuklarını tamamlayamazlar ve kimi güverteye dökülür kimi de bozulur gider. İlk siparişi teslim edememenin ezikliğini yaşayan Barclay Brewery Çar'ın gözünde itibarını kurtarmak için ikinci partiyi üretmek ve teslim etmek için kolları sıvar. Mahcup olduğumuz Çara öyle bir bira içireceğiz ki aklı çıkacak gazıyla şerbetçiotu miktarı ve alkolü biraz abartan Barclay Brewery nihayetinde %10'un üzerinde bir alkol oranına sahip katran karası gibi simsiyah ve yoğun, yudumlandığında içleri ısıtan bir bira üretir. Aslında şerbetçiotunun cömertçe kullanılması ve alkol oranının da artırılmasının ardındaki mantık yolun uzunluğu ve havanın soğukluğununun dikkate alınması ve bir önceki seferde yaşanan bozulmaların önüne geçmektir. Bu yeni biranın tadı Rus Kraliyet Ailesini oldukça tatmin eder. 1700'lerin ikinci yarısında tahtta olan Çariçe Katerina ise gerçek bir Russian Imperial Stout hastasıdır.  Hatta, bir kaynakta şöyle bir nota rastlamak mümkün 

"The Empress of All Russia is indeed so partial to Porter that she has ordered repeatedly very large quantities for her own drinking and that of her court."

Çariçe ve ahalisine Imperial Stout ithalatı 1822'ye kadar düzenli olarak devam eder. Araya giren Napolyon savaşları her bira üreticisini vurduğu gibi burada da kendisini gösterir. Russian Imperial Stout ithalatı eskisine göre daha istikrarsız bir şekilde devam etmektedir. Belçika doğumlu Londralı bir girişimci olan Albert Le Coq da Russian Imperial Stout üretmeye karar verir. Aslında Le Coq zeki bir girişimcidir. 1800'lerde bira üreticileri ürettikleri biraları kendileri şişelememektedir. Le Coq bir şişeleme tesisi kurar ve Londra üreticilerinin biralarını şişeler. Zamanla bira üretiminin inceliklerine de hakim olarak bira üretmeye karar verir. Ürettiği Russian Imperial Stout biralar 1869 yılında Olivia isimli bir gemiye yüklenir ve Rusya'ya yola çıkar. Ancak gemi Baltık Denizinde alabora olur ve içindeki biralarla batar. Canım Russian Imperial Stoutlar 1974 yılında Norveçli dalgıçlar tarafından kurtarılıncaya kadar da Baltık Denizi'nin serin sularına hapsolur.


Günümüzde Russian Imperial Stout tarzı (her ne kadar biz Türkiye'de pek göremesek de) çok yaygın. Özellikle de Amerika'da birçok üreticinin Russian Imperial Stout tarzında biralarını bulmak mümkün. Gelelim bu türün belirli özelliklerine. Russian Imperial Stoutlar genelde yüksek alkollü biralar. Yüksek alkolden kastım da %10 ve üzeri gibi. Genelde %8-12 arasında bir alkol oranına sahip olsalar da %10'un üzerinde alkol oranına sahip Imperial Stoutlara kolayca rastlamak mümkün. Imperial Stoutlar için özellikle kullanılan bir şerbetçiotu türü ya da türleri yok. Ayrıca şerbetçiotunun yoğunuğu da yine farklılık göstermekte. Az acımtırak ya da çok aggressive bir hoppyness'a sahip Imperial Stoutlara rastlamak olası. Mesela, Amerikan Russian Imperial Stout'ları İngliz R.I.S.'lara göre daha hoppy bir karaktere sahip.

Tadım

Brooklyn Brewery'nin detaylı tarihçesine ve hikayesine Daha önceki Brooklyn Lager ve Brooklyn Brown Ale yazılarında genişçe değindim. Dileyenler okuyabilir. Önceki Brooklyn incelemelerimde de bahsettiğim üzere, Brooklyn Brewery biralarını bazı kategorilere ayırıyor. Bu kategoriler Perennials (uzun süredir üretilen, demirbaş biralar), Seasonals (sezonluk üretilen biralar), Big Bottles (büyük şişeler) ve Brewmaster's Reserve (Garrett Oliver ve ekibi tarafından tek seferlik üretilen özel biralar). Brooklyn Black Chocolate Stout ise bir seasonal bira. Brooklyn Black Chocolate Stout'u 1994 yılından beri üretiyor ve bu 21 yıllık sürede Brooklyn Black Chocolate Stout bir klasik haline gelmiş ve özellikle soğuk kış günlerinde tüketilmesi Brooklyn tarafından öneriliyor. Ayrıca uygun koşullar altında yıllandırılabilecek bir bira. 



İçerik & Alkol Oranı: Black Chocolate Stout'un içeriğinde arpa maltı, buğday maltı (yanlış okumadınız) şerbetçiotu, su ve maya var. Brooklyn Brewery'nin brewmaster'ı Garrett Oliver Black Chocolate Stout'u yaparken malzemeden kaçmamış ve her şeyden bol kepçe koymuş. Black Chocolate Stout'un içerisinde tam 6 çeşit malt kullanılmış. Bu 6 malltan ikisi American Pale Maltı, bir tanesi chocolate malt, bir tanesi buğday maltı ve kalan ikisi de roasted maltlardan oluşan bir harman. 

Bu cömert içerik kendisini şerbeçiotlarında da gösteriyor. Garrett Reyiz hop tercihini Willamete ve American Fuggle'dan kullanmış. Willamete hops'un genel özelliği %4-6 arasında düşük sayılabilecek bir alpha acide sahip olması ve daha çok aroma vermesi için kullanılması. Topraksı, çiçeksi ve baharat aromaları Willamete'in maharetleri arasında. American Fuggle da Willamete'e benzer şekilde %4-5.5 arasında bir alpha acide sahip ve çiçeksi aromalarıyla ön plana çıkıyor. 

Black Chocolate Stout'un alkol oranı (sıkı durun) tam tamına %10! Bu sevimli siyah şişenin içinde aslında küçük bir canavar yatıyor. IBU değeri ise (International Bitterness Unit) 51! Bu değeri daha iyi anlamak için şöyle bir karşılaştırma yapalım. klasik Efes Pilsen ve Tuborg'ın IBU'ları 13-14, Duvel'in 32, Weihenstephaner Hefe-Weiss'ın 14 ve Brooklyn Lager'in 30 ve Brooklyn East IPA'nin ise 47. Görüldüğü üzere Black Chocolate Stout acı bir bira! Şişenin içinde sıvı bir bitter çikolata bizleri bekliyor!

Son olarak, sadece 320 kalori olan biramız bir ödül avcısı. Aldığı ödüllerin bazıları 2012 World Beer Cup: Bronze Medal, Australian International Beer Awards: Gold Medal, ve 2011 World Beer Championship: Gold Medal.

Şişe Tasarım: Önceki Brooklyn biraları için yaptığım olumlu yorumları burada da üzerine koyarak devam ettiriyorum. Şişe ve etiket tasarımı harika! Brooklyn amblemi I (kalp) NY amblemini bulan Milton Glaser tarafından tasarlanmış. Siyah rengin ağırlığı da ayrı bir güzellik katmış etikete. Elbette ülkemize has dev yasaklı hamile kadın imgesini görmezden gelmemiz gerekiyor!





Bardak: Brooklyn bardağım maalesef yok. Türkiye'de de kolay kolay bulabileceğimi düşünmüyorum. The North Shield'lerde varsa vardır ama onun dışında imkansız. Ben de tadım için en uygun bardaklardan birisi olarak gördüğüm Duvel bardağını kullandım. Orta gövdenin genişliği aromayı açığa çıkartma ve saklamada ideal iken geniş ağızlı yapısıyla da kokuyu açığa çıkartmak için bence çok ideal.

Köpük: Stout biralara has kahverengi köpük karşınızda! İki parmak kalınlığında kıvamlı bir köpük var ve bu köpük biranın son yudumuna kadar incelse de bize eşlik ediyor. Bardağa yapışarak çizdiği danteller de Black Chocolate Stout'un kalitesine dair başka bir kalite göstergesi.




Renk: Görüldüğü üzere simsiyah bir bira! Öyle kıvamlı bir bira ki Black Chocolate Stout, şişeden bardağa dökerken sanki motor yağı akıyormuş gibi izledim ben. Simsiyah renk ve kahverengi köpüğüyle beraber görsel bir şölen sunuyor.

Koku: Etiketinin hakkını verircesine çikolata kokuları daha ilk koklayışta burnuma nüfuz ediyor. İlaveten, kahve ve yanık malt kokuları da oldukça belirgin ve burnu etkisi altına alıyor. Tipik stoutlara has bu yanık malt kokusu Black Chocolate Stout'ta çikolata ve kahveyle güzelce desteklenmiş. Biraz zorlayarak, pekmezi de andıran bir koyu meyve kokusu da mevcut. Sanki bir yerlerde bir is kokusu da var gibi ama kavruk malt beni yanıltıyor da olabilir. Alkolü andıran kokular ise oldukça güzel gizlenmiş.




Gazlılık & Gövde: Gazlılık çok yüksek değil, hatta low-to-medium denecek derecede ama gövde oldukça sağlam. Black Chocolate Stout Full-bodied denilebilecek bir ağırlıkta kendisini ağızda hissettiriyor. Oldukça dolgun ve gövdeli bir bira.

Tat: Görüntü ve kokudaki kusursuzluk kendisini tatta da hissettiriyor. Roasted malt tadı damağı güzelce kaplıyor ve buna ilaveten bitter çikolata ve kahve aromaları damağı güçlü bir şekilde vuruyor. IBU değeri 51 olsa da öyle bir IPA acılığı yok açıkçası. Kavruk malttan gelen bitter çikolata acı-tadı daha baskın. Kokuda alkolün kendisini çok belli etmediğini belirtmiştim ancak damakta %10'luk alkolü bariz bir şekilde hissediyorsunuz. Her yudumda insanın içini ısıtan bir yapısı var Black Chocolate Stout'un. Dominant kahve ve çikolata aromalarıya, cheesecake, çikolatalı kek ya da tatlıların yanında harika bir eşlikçi olacağını düşünüyorum. Özellikle de soğuk bir kış akşamı sıcak evinize kendinizi attıktan sonra bir Black Chocolate Stout ve yanında bir brownie hem içinizi ısıtabilir hem de damağınızı şenlendirebilir.



RateBeer Puanı: 100 / 100 (overall) 96 / 100 (style)
BeerAdvocate Puanı: 93 / 100 (overall)
Benim Puanım: 100 / 100

Not: bu yazıda alkolü özendirme ya da tanıtma gibi bir amaç güdülmemiş, sadece şahsi fikirler paylaşılmıştır. Ayrıca, herhangi bir markanın reklamı ya da tanıtımı söz konusu değildir ve sadece ve sadece şahsi kanaatler dile getirilmiştir. İçki bizim dostumuz değildir, içki kötülüktür, pişmanlıktır. Belirli oranlarda tüketildiğinde insan sağlığına da zararlıdır. 

Görüşmek dileğiyle...


{ 23 yorum... read them below or Comment }

  1. Ben de kesinlikle Brooklyn gibi kışı öneriyorum :D Yazın öğleyin içmiştim. Ufacık şişeyi 3'e bölmemize rağmen bitirmemiz oldukça sürmüştü :)

    Sanırım içtiğim en gövdeli bira buydu. Türkiye'de içimi daha ağır bir bira var mı?

    Aybars

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar. Belki Schlenkerla Rauhbier ya da Eiche (yeşil etiket olan) baskın is ve füme et karakteristiklerinden dolayı içenleri zorlayabilir. Black Chocolate'ı yazın içmek 2. bir Ayhan Işık sendromuna davetiye çıkartabilir, aman Allah korusun :D

      Sil
  2. uzun bir aradan sonra çok güzel bir birayla dönüş olmuş :) teşekkürler tekrar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl ben teşekkür ederim. Beğenmenize çok sevindim. Görüşmek üzere.

      Sil
  3. Gene harika bir yazı olmuş elinize sağlık ancak bir daha bu kadar uzun ara vermeyin lütfen :) Bir de avrupada ve amerikada en çok tüketilen biralar, en çok bira tüketen ülke, Türkiye'de bulamadığımız biraları nasıl temin ederiz gibi konularda konular olsa hiç fena olmaz hani :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Beğenmenize sevindim. Bahsettiğiniz istatistiksel konulara da elimden geldiğince değinmeye çalışacağım. Birisinin cevabını hemen vereyim, kişi başına en çok bira tüketen ülke Çek Cumhuriyeti. Yılda kişi başına 150 litre üzerinde içiyorlar. Kişi başına en çok bira tüketilen şehir ise Almanya'nın Bamberg şehri. Kişi başına yılda 300! litre içiyor küçücük şehir!

      Görüşmek üzere.

      Sil
  4. Bir de bira çeşitliliği bakımından istanbuldaki güzel pub ve barların olduğu bir yazı da iyi olurdu :)

    YanıtlaSil
  5. Gün ortası yanlışlıkla bir yazınızı okudum mu, o gün mahvolduğumun resmidir. Bir türlü akşam olmak bilmiyor, zaman geçmiyor. "Öğle arası bir bira patlatayım" ülkesi de olmadığımız için, bayağı bir sıkıntılı oluyor. Öte yandan öyle güzel yazılar yazıyorsunuz ki, insan bir tane okuyup bırakamıyor da. Beerader ile sizin yazılarınız sayesinde bira ile ilgili algım çok değişti ve bunun bir kültür işi olduğunu idrak ettim. Ülkemizin (artık öyle bir şey olacak mı emin değilim ama) aydınlık geleceğinde muhakkak bir katkınız olacak diye düşünüyorum. Son olarak diğer yorumlara katılıyor ve en azından ayda bir yazı yazmanızı bekliyoruz. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar,

      Böylesine "kötü!" bir etkimin olduğunu bilmiyordum :D

      Biraya olan bakış açınızın değişmesine çok sevindim. Eskiden üvey evlat olan biraya olan ilgi gün geçtikçe artıyor. Yorumlarınız için çok teşekkür ederim, inanın çok onore oldum. Bu blogu açarken de amacım tam anlamıyla buydu. Az olan bira kültürüne elimden geldiğince katkıda bulunmak. Bunu bir nebze de olsa başarabildiğim için çok sevinçliyim. Bunları duymak inanın çok güzel.

      Elimden geldiğince ayda bir yazı yazmaya gayret edeceğim. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  6. Türkiye'de nerede bulabiliriz ona değinmemişsiniz sanırım?

    YanıtlaSil
  7. Selamlar. Evet o kısmı unuttum bu sefer. Kadıköy Rind'de, Cihangir La Cave, Tüm The North Shield Publar ve Beşiktaş United Pub, Kadıköy Ayı, Zeplin, Cafe Coupe'da bulabilirsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her derdime deva olan milano gourmet de yok sanırım :) bu ara schneider tap lerde bulunmuyor malesef.

      Sil
    2. Geçen hafta Rind'de 2 çeşit Schneider vardı.

      Sil
  8. İşte bu özledik be yazıları ama geri dönüş süper bir Bira ile olunca affettirdin kendini.Birkaç yazıda öbür site için hazırla tembellik yapma :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Evren. Tembellik yapmıyorum ya diğer işler çok maalsef :D Sana öyle bir yazı hazırlayacağım ki kendimi affettireceğim :D

      Sil
  9. Bu arada İzmir'de Craft Beer'in ithal ettiği bir kaç ürün Metro Grosslarda var ama onun dışındakileri ancak bir kaç barda çok pahalıya bulabiliyoruz. Mesela Brooklyn Black Chocolate Stout 27 lira gibi. İstanbul'da Rindde falan fiyatı ne ola ki bu tip kaliteli biraların. Sabah uçağıyla gelip akşam uçağıyla dönerim sırf Rinde uğramak için gerekirse vallahi :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar,

      Ben de 19.50TL verdim BC Stout'a. Çok pahalı. Ama bunun altında %10 olan alkol oranı da var. Ne kadar yüksek alkol o kadar fazla vergi. Dışarıda 27TL olmasına şaşırmadım o yüzden...

      Sil
    2. İyi Restaurantlarda efes'e 19-20 TL verilirken bence çok değil. Neyse ki Samuel Adams Boston Lager'ı da aynı fiyata satıyorlar aynı yerlerde.

      Sil
  10. Hmmm, düşündüm de ben az bile vermişim o zaman. Normalde fiyatı ikiye katlayıp satıyorlar çünkü. Ben iyisi mi gidip 2 şişe daha alayım :D

    YanıtlaSil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  12. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  13. Bir tanıtım da Brewdog ve 5AM Saint'e alabirsek muhteşem olur :) Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar, güzel bir biradır 5 A.M. Saint. Neden olmasın, to do list'e alıyorum :)

      Sil

Instagram

Blogger tarafından desteklenmektedir.

- Copyright © Bira Kültürü & Bira Tadımı -Metrominimalist- Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan -