Posted by : Bira Sevdası 16 Temmuz 2015 Perşembe

Bir önceki yazıda bira ve peynir eşleşmesi konusuna değinmiştim. Genel olarak bira ve peynirin neden harika bir ikili olduğuna dair bilgiler verdikten sonra Belçika biraları ve bu biraların yanında güzel giden peynirlerden bahsetmiştim. Bu postta ise Alman biraları ve yanlarında güzel gidecek olan peynirlerden bahsedeceğim. Geçen yazıda olduğu gibi yine ülkemizde bulunabilen Alman biralarından bahsetmeye çalışacağım. 


Alman Biraları

Bira denilince akla gelen ilk ülkelerden olan Almanya'da genel tüketim Helles, Pils, Lager ve Weissbier stilindeki biralarda yoğunlaşmış durumda. Ancak Bockbier, Schwarzbier ya da Dunkel Bier (Dark Beer) ve Rauchbier (Smoked Beer) türleri de pastadan az pay alsalar da Almanya'ya özgü leziz bira stilleri. 


German Hefe-Weiss: Paulaner, Weihenstephaner, Erdinger, Schöfferhofer, Hacker-Pschorr ve Schneider Tap 7 ülkemizde bulunabilen buğday biraları. Bu stilin genel karakteristikleri %5-%5.5 alkol oranına sahip olmaları, filtre edilmediklerinden dolayı buğulu bir renge sahip olmaları, şişenin içerisinde maya barındırıyor olmaları, kolay içilebilirlikleri ve oldukça ferahlatıcı olmaları. Tat ve aroma açısından baktığımızda ise mayadan gelen ester ve phenolün ürettiği muz (esterden) ve karanfil (phenolden) aromaları öne çıkan aromalar. Ayrıca citrus aromaları da bu stilde kolaylıkla fark edilebilecek aromalardan. Buğday maltının verdiği bir ekmeksilik ve Eti Burçak tarzı bir malt aroması da var. Şimdi soru şu: peki aromlara sahip bir biranın yanında nasıl bir peynir güzel gider?

Buğday birasının bu ferahlatıcı gazlı yapısına yine taze ve yumuşak peynirler güzel eşlik edebilir. Taze kaşar buğday birasının yanında güzel gidebilecek bir peynir türü. Hafif aroması ve taze tuzlu gövdesiyle buğday birasının yanında kolay ve güzel gidebilecek bir peynir. Hafif susatması sebebiyle de buğday birasının ferahlatıcı etkisini ikiye de katlayabilir. Taze keçi peyniri ve mozarella da düz ve yumuşak yapılarından dolayı buğday biralarının yanında güzel giden peynirlerden. Eşleşmenin mantığını biraz daha açabilmek adına, buğday birasıyla gitmeyecek bir peynirden de bahsetmek istiyorum. Danish Blue ya da Roquefort (Rokfor) Peyniri aşırı aromatik ve baskın yapısından dolayı buğday birasının yanında pek güzel gitmeyecek bir peynir. Roquefort dominant tadından dolayı tüm damağı kaplayacak ve buğday birasının tadı pek hissedilmeyecek. Bu peynirle iyi gidecek ya da onunla baş edebilecek bira türkleri genelde yüksek alkollü ve aromatik biralar. Misal, Trappistes Rochefort 10 ya da Chimay Blue gibi. 


German Lager & Helles & Pils: Tuborg Gold, Beck's, Budweiser Budwar, ve Heineken ülkemizde bulunabilecek sarışın biralardan. "Tuborg Danimarka birası hocam yea" diyen olabilir ama Löwenbrau'yla aroma olarak öyle çok bariz bir farkı yok, o yüzden German Lager demekte beis görmüyorum. Helles tipinde bir biramız henüz yok, Augustiner Helles'in gelmesi dileğiyle. Alt fermentasyon methoduyla soğuk bir ortamda fermente edilen Lager, Helles ve Pils biralar sarı berrak bir renge sahiptirler. Peki bu üçünün arasında nasıl bir fark var? Helles biralar şerbetçiotu aromasının az olduğu ve ekmeksi malt tadının yoğun olduğu kolay içimli sarışın biralar. Pils biralar ise şerbetçiotu aromasının yoğun olduğu ve acımtırak bir içime sahip olan sarışın biralar. Lager ise bu ikisinin arasında bir acımtıraklığa sahip olan sarışın biralar. Mass-production ve düz-derinlikten uzak bir aromaya sahip olarak değerlendirilen bu biralar aslında kaliteli malzemelerle ve kitle üretim mantığından uzak yapıldığında çok da lezzetli olabilen biralar. Özellikle de taze taze fıçıdan içildiğinde. Gelelim peynir eşleşmesine. Bu tek yönlü aromalı ve gazlı biralar Trakya'da yaygın olarak tüketildiği üzere eski kaşarla harika giden biralar. Eski kaşarın bol tuzlu ve orta-yağlı yapısına ferahlatıcı ve yüksek gazlı bir yapıyla eşlik eden sarışın biralar bu peynirlerin yanında güzel bir tercih. Bir de Cheddar peynirinin de bu sarışın biraların yanında güzel gittiğini düşünüyorum. Tavsiye ederim. 


Schwarzbier & Dunkelbier: Köstritzer, Krombacher Dark ve Efes Dark ülkemizde bulabileceğimiz koyu-siyah lager biralardan. Bu biraların temel karakteristiği ise arpa maltının kavrulmasıyla siyah bir renk elde edilmesi ve bu rengin de biraya yansıması. Kavrulan malt biraya yanık bir tat ve karamelize bir aroma katıyor ki koyu lager biralar bu yüzden (bence) sarışın biralara göre daha aromatik oluyorlar. Elbette vurgulamak lazım ki bu aromatiklik bir Stout ya da Porter sevieysinde değil (yine bence). Roasted (kavruk) bir aroma ve buna eşlik eden karamelize tat için nasıl bir peynir seçimi olabilir peki? Aklıma ilk gelen hellim peyniri. Kızartılmış hellim peynirinin karamelize olan tadı dark biranın yanında güzel bir eşlikçi oluyor. Ayrıca isli peynirler de koyu biraların o kavruk malt tadına güzel eşlik ediyorlar. 


Rauchbier: Aecht Schlenkerla Rauchbier ve Pera 3 Smoked Lager ülkemizde bulunabilen isli biralar. Bu bira stilinin en belirgin karakteristiği ise maltın geleneksel fırınlarda meşe odunuyla yakılması ve bu meşe odunundan gelen çok aromatik bir is tadının biraya geçmesi. Benim gibi isli ve tütsülü şeylerin hastasıysanız, çok seveceğiniz bir tür. Bu biranın yanında gidecek en güzel peynir tahmin edebileceğiniz gibi isli peynirler. Özellikle isli Çerkez peyniri ve ithal smoked peynirler isli birayla çok ama çok güzel gidiyorlar. Yine kızartılmış hellim de isli birayla güzel gidiyor, benden söylemesi. 


Gelecek yazıda İngiliz biralarına (Ale, Porter, Stout etc.) ve peynir eşleşmesine değineceğim. 

Görüşmek dileğiyle...


{ 10 yorum... read them below or Comment }

  1. Selamlar,
    Yazınız çok güzel. Şarap çok yorucu ve kendine hitap edeni bulması(üzüm cinsi, yöresi, yılı ve en önemlisi fiyatt/performans oranı ile) çok zor bir içki. Hele ki şaraba eşlik edecek peyniri bulmak, yada şarabın eşlik edeceği yemeği yapmak/bulmak gerçekten hem uzun hem pahalı bir süreç. Bir de tam bir tabu, eleştirmek "Abi ben peynirle&yemekle şaraptan tat alamıyorum" demek çok ayıp :) Bu şekilde düşünen ve yazabilen uzmanlar olduğunu sayenizde öğrenmek iyi oldu, teşekkürler.

    Münih'te akrabalar var ve bu yılki Oktoberfest'e gidiyorum! 2011'de de sağolsunlar davet etmişlerdi ve gidip bol bol Marzen ve Weissbier içebilmiştik. Favorim Helles Hofbräuhaus ve Weissbier olarak Franziskaner Dunkel ve Paulaner'di. O kadar da çok deneyimleme imkanım olmadı ama Alman'ın (Spesifik olarak Bavyeralı olanı, Lederhose giyeni) yaptığı biranın malt, şerbetçiotu, asitlilik ve köpüğü tam damak tadıma göre. Ne kadar Belçika, Hollanda, Britanya birası denediysem bi şey eksikti. Heineken köpüksüz, gazı kaçmış Uludağ gazozu. Leffe daha ilk yudumda aromadan aromaya koşuyor, bira tadını alamıyorsun. Guiness'te nah bu kadar köpük var, bakınca gaz manyağı bir şey bekliyorsun, sıvı biraya ulaşmak için derin sondaj pipet falan lazım. Sonrası gereksiz acı ve gazsız bir şey. Yani Umut Sarıkaya'nın resmettiği gibi "Almanlık'tan aldığım tadı hiç bir şeyden alamadım, belki bilardo" :) ( Prag'a da gidip gün 7-8 Pilsener Urquell de içmişliğimiz de var ama tadını hiç hatırlamıyorum doğrusu.)

    Bu kadar Alman propagandasından sonra gelelim ülkemize. Ulaşım en kolay olan Metro market ürün incelemesi yapabilir misiniz? İstanbullu değiliz yok maalesef burada çeşit çeşit liquor shop. Örneğin Schöfferhofer diye bir abi var Bavyeralı değil ama insanın Weissbier açlığını bu yoklukta 9.90 fiyatına rağmen çok iyi gideriyor. Felsgold diye bir şey var Alman kisvesi altında Fransa üretimi. Alman diye addedebilir miyiz? Addetmesek gerçi kaç yazar, hafif tadı ve litre fiyatı 8,5 lira ile alternatifi yok ki :) Peki ya Beck's? Anadolu grubu üeritimi Beck's Bremen'den orijinali ile bir midir, ne hayal etmeli, ne bulmalıyız? 10 sene önce falan işi için 2 günlüğüne Bremen'e gitmiş ama kendimi Paulaner'e koyvermiştim. Tabi Boston'lar, uzakdoğu biraları diye uzar bir liste...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cem Bey Merhabalar,

      İnanım yorumunuzu çok keyifle okudum, ellerinize sağlık. Bu sene madem Oktoberfest'e gidiyorsunuz, unutmadan sizinle şu yazıyı paylaşayım. İşinize yarayacağını düşünüyorum.

      http://beerasmus.tumblr.com/post/128332040924/oktoberfest-aka-wiesn-bira-var-dediler

      Ben de size katılıyorum aslında. Bu sene Belçika-Almanya turu yaptık 3 birasever. Tüm gezi bira tatmaya dayalıydı. Inanın Belçika biraları bir yerden sonra beni baymaya başladı ve Münihê geldiğimizde Alman Weissbier'lerini çok sevdiğimi çok daha iyi fark ettim. Belki de Avrupa'da yüzyılın en kavurucu günlerine denk gelmemiz de bu tercihimi etkilemiş olabilir, bilemedim :D Belçika biraları dediğiniz gibi aromadan aromaya koşsa da içilebilirlik açısından Alman biralarının gerisinde kalıyor.

      Schöfferhofer isimli vatandaş da Frankfurt'un gülü ama dediğiniz gibi gerçek bir Bavyera'lı değil. Gerçek bir Weissbier için Tuborg'un ithal ettiği Weihenstephaner'i ya da Paulaner'i tavsiye ederim. Metro Market'lerde oluyor. Bu ikisinin incelemesini de bloga koymuştum. Schöfferhofer'e de zamanım olursa bakarım. Aslında hikayesi olan biraları incelemeyi seviyorum, umarım Şöfer'in de altında güzel bir hikaye vardır.

      Yorumunuz için tekrar çok teşekkür ederim. Oktoberfest dönüşünüzde deneyimlerinizi paylaşırsanız çok mutlu olurum. Şimdiden iyi eğlenceler veeeeee Prost!!!!!

      Sil
  2. Ben mobilden bakmıştım. Eski yazılar gözükmüyordu. Şimdi farkettim çoook inceleme varmış, okudum bir kısmını klavyenize sağlık.
    Ama bir MetroMarket dönem sonu karnesi yine bekliyoruz :)
    PROST

    YanıtlaSil
  3. Selamlar,

    Geldik Oktoberfest'ten. Tavsiye ettiğiniz blog'u da okudum. Ama çok fazla bekarlara göre yazılmış :) Zira biz ma-aile eş ve 2 yaşında oğlumuzla gittik. Öyle etraf hiç de me.. ehem "Drindl" kaynamıyor. Aslında çok drindl giyen abla var. Hatta eşim ve ablası da bulup buluşturdular birer Drindl (yok bene Lederhosen giymedim, ama Bavyera desenli bir gömlek verdi bacanak) öyle gittik ilk açılış günü. Fakat o drindl'lar arkadaşımızın bahsettiği gibi değil. Yani bizim temizlikçi Fatma Abla'dan bile daha muhafazakârlar. O bahsedilen türdekileri yaşlı teyzeler giyiyor :D Yada biz her tarafa koşuşturan oğlumuzu gözetmekten görmedik hiç bir şey (yersen?). … neyse ki biz bira tatmaya gittik, değil mi?
    Şimdi bizi 9 gün misafir eden sevgili baldız ve bacanağıma teşekkür ederek başlıyorum öncelikle. Daha ilk günden Theresienwiese’ye gittik. Çadırları zorlamadık. Çocuk alanına yakın bir açık hava Biergarten tadında bir yer vardı oraya konuşlandık. Paulaner bahçesi idi. İlk Maß (bu beta karakteri için çok uğraştım) söyledik ve o muhteşem Marzenbier tadı! Bol köpük, önce tam kıvamında tatlı –yoo çok şekerli falan değil- sonra yudumun en sonunda çok hafif acı bir tat, yani muhteşem bir şey! Burada özellikle bir noktaya parmak basmam lazım: Festival alanındaki fıçı Marzen ile, yine aynı markaların şişedeki Oktoberfest biraları aynı tatta değil. Festival öncesinde şidede Hofbrau ve Augustiner, sonrasında da Paulaner Oktoberfestbier denedim. Bildiğin Tuborg Gold’du sanki. Gerçi her biranın taze açılmış fıçısı daha iyi değil midir? Yok sonra da 2 kez daha fest alanına gittim. O büyük bardaktan mıdır, fıçıdan mıdır, festival coşkusundan mıdır bilemiyorum Lager-Pils stili biranın doruk noktası orada içilen. Her birasever bir gün muhakkak gitmeli ve o Mass bardağı bol bol kaldırak kol kaslarını güçlendirmeli.
    9 günlük Alamanya ziyaretimizde sadece Marzen’e abanmadık. Bilakis hedefimiz Weissbier’dı. Bacanak daha biz gitmeden Kellar’ı birkaç çeşit ile doldurmuştu. Daha sonrasında civardaki Getrankemarkt denen ufak cennetten de bolca doldurduk. Denediklerim:
    Franziskaner hem Weiss hem Dunkelweiss
    Paulaner Weissbier
    Hacker Pschorr Dunkel Weiss
    Erdinger
    Weihenstaphaner Weiss ve Dunkel Weiss
    Augustiner, Hofbrau ve Paulaner Oktoberestbier
    Ayinger Kellarbier

    Hacker Pschorr Dunkelweiss, dostum siz Helles yapınız, Helles yapınız, hep Helles yapınız.
    Daha önceki gezilerimden Franziskaner Dunkel’i gözümde çok büyütmüşüm, niyeyse? Köpüğü çok çabuk geçti. Tam buğday ekmeği kıvamında yoğun bir şey beklerken, daha hafif bir şey buldum. Hakeza normal Weiss da öyle.
    Erdinger Weiss yazınızı okudum sonradan. Katılıyorum. Güzel bir bira ama bir Paulaner değil, bir Weihenstaphaner hiç değil.
    Paulaner’e ne diyebiliriz: Büyüksün baba!
    Weihenstapaner! Kesinlikle Unesco korunması gereken değerler listesine falan girmeli. Metroda görüp alkolsüz weissbier sandıydım ya ben bunu! Oyy oyy, weissbier aşığı isen benim gibi içmeye kıyamazsın, o derece. Köpük gitmiyor, yapışıp kalıyor. O muz kokusu çok güzel. Çok dolgun ve yoğun. Paulaner’den bile güzel.
    Ayinger Kellarbier, bak bu ilginç bir şeydi. Naturtrüb diyor galiba Alman buna. Metro’da Schwaben Naturtüb var, onu andırıyor. Bomonti filtresizden daha az ekşi. (Bak şindi Anadolu grubunun iki cevheri bence 1. Bomonti Filtresiz 2. Beck’s – Yurda dönüş yaptık, yerel lezzetleri koruyalım)
    Çok güzel bir gezi oldu bizim için. Oğlan eğlendi, ben de çeşit çeşit bira tattım. Weissbier odaklıydım. Bock’lara sıra gelmedi maalesef. Bir dahaki geziye artık…
    Lagerınız ve köpüğünüz bol olsun efennim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cem Bey selamlar.

      Ben bu yorumu çok geç gördüm, 2 ay sonra gelen cevap için özür dilerim. Konu Okoberfest, hatırlatayım :D Eğlenmenize çok sevindim. Aslında Münih gerçek bir weissbier cenneti ve siz de anladığım kadarıyla doyasıya tadına varmışsınız. Bir daha Münih'e gittiğinizde size tavsiyem Tap House Munich isimli yeni açılan Craft Beer Bar'a uğramanız. 40 çeşit fıçı bira var ve çok güzel biralar mevcut. Mesela, Chimay Tripel'in fıçısı var burada! Ben Belçika'da bulamadım. Aynı biranın farklı şerbetçiotları kullanılarak yapılan versiyonlarını içip şerbetçiotu aroma farkını yakalamak da mümkün. IPA'lar Stoutlar filan derken süper bir yer. Kesinlikle tavsiye edilir.

      Görüşmek üzere, hoşça kalın.

      Sil
  4. Niye ismim görünmüyor anlamadım ama yukarıdaki yorum Cem Demir'e aittir ;) İyi geceler

    YanıtlaSil
  5. Aech Schlenkerla'yı en son İstanbul'daki ithalatçı gfrimadan sipariş etmiştim. Ankara ya da İstanbul'da perakende satış yapan yerler varsa bildirirseniz bahtiyar olacağım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar. Ben en son Kadıköy'de Rind'den almıştım ama sanırım bu aralar stoklar bitti ve pek bir yerde yok. Getiren yer de (The North Shield) bu birayı az sayıda ve yılda 2 kere filan getiriyor. Sanırım bir süre daha bekleyeceğiz...

      Sil
  6. Eşsiz bir yazı olmuş hocam elinize klavyenize sağlık. Takipteyiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Umut! Beğenmene çok sevindim. Bu hafta içersinde yeni bira incelemesi de geliyor! Görüşmek üzere.

      Sil

Instagram

Blogger tarafından desteklenmektedir.

- Copyright © Bira Kültürü & Bira Tadımı -Metrominimalist- Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan -